RUHNAME 
Sen söylediklerin değil yaptıklarınsın.
    • Follow Me
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • ANKARA
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız.
    • ADANA
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız.
    • MALATYA
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız.
    • SİVAS
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız.
    • KIRIKKALE
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız.
    • GAZİANTEP
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız.
    • ELAZIĞ
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız.
    • ANTALYA
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız.
    • ISPARTA
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız.
    • KAHRAMANMARAŞ
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız
    • BOLU
    • Türkiye Turu Fotoğrafları İçin Tıklayınız.
Zihinsel Apakat
Twitter
Ziyaretçilerimiz
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret6869
Üye Girişi

ANASAYFA


MESAFE

Razı oldum hayattan gelecek her şeye rayan
Ellerim kanıyor anlıyor musun?
Durup durup ağlıyorum memurun kızı!
Özlemek değil bu başka bir şey
Sanki bilerek bana seni hatırlatıyor her şey!

Elimde gelse ve Gözlerim sabahı görse hasreti boğacaklar
Ve heybemde herkese yetecek kadar özlem var!
Kör Dilencinin ellerinde ufalanıyor zaman hırçın rüzgârım!
Beyaz güvercinin kanadında okşuyorum yanağını
Kara saçlı başımı kaldırıyorum göğe doğru
Ve masmavi gökyüzü seni hatırlatıyor bana!

Yanıyor her yer alnı nurlarla kaplı melek!
Dağlar, yollar dert ettirdi değil mi sana kahpe felek!
Aşk için yanmak için illa yanında mı olmak gerek!
Ağlasam mesafeler gözyaşlarımla alev alır tek tek!
Anlar artık insafsızın kızı bu bende ki aşk âlem-i cihana yetecek!

Habersizce geleceğim bir gün pencereden baktığın sokağa!
Yağmurları yağıyor olacak ve rahmet toplayacağım dudaklarımla sana
Sokak çocuklarının hıçkırıkları ve rüzgârın hınzır uğultusu
Her şey ve herkes sustuğunda geleceğim
Aylardan kaç olur bilemem ama yıllardan sen olacaksın!

Anla artık be imanım gevredi hasretinden!
Sen daha yağmurları mı bekliyorsun gökyüzünden
Gözyaşlarım ıslatmıyor mu uğursuz şehrini!
Ve kokumu getirmiyor mu hırçın rüzgâr!
Hiç mi hatırlatmadı sana beni o yıldızlı mehtap!
Yerin dibine batsın sana beni hatırlatmayan tabiat!

Ne kadar oldu görüşmeyeli söyle bana hadi
Ben diyim bin yıl sen de kâinat kurulmadı!
Tarih kadar şanlı ve eskidir sevdamız
Ve bin yıllık şarap kadar sarhoştur yüreğimiz…
Biz sevmeden önce kaybetmiştik birbirimizi ey sevgili…
Sen hala hatırlamıyor musun beni?


Teoman Ali GÜNEŞ

 


















.........................................................................................................................
AHLAK


 Ahlak. Sahiden nedir ahlak? Hiç düşündünüz mü? Günlük hayatta sıklıkla duyduğumuz fakat tam olarak ne olduğu hakkında kafa yormadığımız bir kavram öyle değil mi? Sokakta yürürken mini etekli kıza “Şıııt yavrum benım!” diyen mi ahlaksız yoksa yemekte geğiren mi? Bu davranışları yapanlara ahlaktan yoksun olduğunu belirtmek için  “Ahlaksız”  diyoruz.  Ahlaksızlık bir eylem biçimi. Siz hiç durup dururken birisine “ Hey sen ne kadar ahlaksızsın.”  Dediniz mi? Eğer ruh sağlınızda herhangi bir problem yoksa dememişsinizdir. Evet, ahlak eylemde saklıdır. Bir insanı ahlaka uygun veya ahlaka uygunsuz olarak nitelendirebilmeniz için öncelikle karşıda ki insanın bilinçli olarak bir eylemde bulunması gerekir. Peki, her türlü eylem olur mu? Hayır, sadece bilinçli yapılan eylemler. Mesela alt ranzada yatan arkadaşınız gece horluyor ve sizi rahatsız ediyor. Bu kişinin yaptığı horlama eylemini “Ahlaksız” nitelendiremeyiz. Çünkü eylem bilinçli olarak yapılmıyor. Fakat kişi horlamasından etrafındakilerin rahatsız olduğunun farkında bunu bildiği halde doktora gitmiyorsa ve hiçbir çaba sarf etmiyorsa işte o zaman ahlaka aykırı olarak nitelendirme yapabiliriz.  Peki, doğanın ahlakı olur mu? Hayvanlarda bulunur mu? Yahut bir ağaç size ahlaksızlık yaptı mı? Ya da ahlaksız bir tavuk veya dağ görünüz mü? Tabi ki de hayır. Nesneler, olaylar, durumlar; ahlaka uygun veya ahlaka aykırı olarak nitelendirilemez. Ahlak sadece ve sadece insanlarda bulunur. Kısacası ahlakın konusu bilinçli insan eylemleridir. Buraya kadar ahlak tanımına biraz yaklaştığımızı varsayıyorum. 


Peki, bir kişiyi “ahlaksız” olarak neden nitelendiririz?  Ahlak, her ne kadar eylem biçimi olsa da ahlaksızlık kişiye veya kişilere yüklenen bir terimdir. Bir kişiyi ahlaksız olarak nitelemekle, uyulması gerektiğini düşündüğümüz bazı kurallara uymadan hareket etmeyi alışkanlık haline getirmiş olmayı kastederiz. Kişiye “ahlaksız” derken aslında bir eyleme yönelik değil de kişinin huy, karakter ve kişiliğine yönelik bir saptamada bulunuyoruz. Bu anlamda kişinin ahlaktan yoksun olduğunu dile getiriyoruz. Kötü huylu, Kötü karakterli, Zayıf kişilikli anlamına getiriyoruz. Bir kişiye “ahlaklı” derken de bunun tam tersini düşünebiliriz.

Artık ahlak’ın ne olduğunu az çok anladık. Şimdi net bir tanım yapalım elimizden geldiğince. Ahlak, insan eylemlerinin (Bilinçli olmayanlar hariç) doğru ve yanlış gibi değer ölçüleriyle ifade edilmesini mümkün kılan yargı, tutum, davranış, ilke ve kurallardır.

Peki, ahlak günlük hayatta bazı kelimelerin yerinede kullanılıyor. Mesela erdem kelimesi sıkça kullanılmaktadır. Peki, nedir bu erdem? Erdem, ahlaken değerli görülen bir durumun gerçekleştirilmesi için kişinin sahip olması gereken yetenek, beceri, kapasite ve yeterliliklerdir. Örneğin bir kimsenin dürüst olması ahlak bağlamında olumludur. Bunun eyleme dönük hali ise erdemdir. Yani erdem, kişilik özelliğidir. Ama bu özellik ancak eylemler vasıtasıyla görülür. Yani bir insana yardımsever diyebilmeniz için bir eyleme şahit olmalısınız. Şahit olmadığınız bir yardımseverliğe rağmen kişiye yardımsever diyemezsiniz. Aksi şekilde yardımsever diyemediğiniz gibi yardımsever değil de diyemezsiniz. Yardımsever olması için eylemde bulunması gerek. İşte erdem de böyledir ve kendini eylemde var eder.

 

Ahlakın çeşitleri ne demek? Sıkça duyduğumuz söz öbeklerden birkaçı da “Türk Ahlakı” ,”Yunan Ahlakı” ,”Hıristiyan Ahlakı” “Avrupa Ahlakı” gibi birçok ahlak çeşidini günlük hayatta sıkça duymuşuzdur. Buradaki amaç ahlak sözcüğünün ilişkilendirildiği toplum, grup veya kurumun davranış kuralları bütününe gönderme yapar. Yani Türk halkının davranış kurallarının bütününe “Türk ahlakı” denirken Fransız halkının davranış kurallarının bütününe “Fransız Ahlakı” denilerek ahlakı anlamda gururlandırmalara gidilmiş ve çeşitlendirme yapılmıştır.

Betimsel ve Normatif Ahlak

Betimsel ve normatif anlamada ahlak tanımları sıkça kitaplarda rastlanmaktadır.  Betimsel ahlak anlayışında bir toplumun ahlakından bahsederken, uyulması gereken kurallardan değil, uyulmakta olan kuralları bahsederiz. Bu nedenle böyle bir kullanım tasvir etme işlevine sahip olmak anlamında betimseldir. Normatif ahlak anlayışında ise uyulması gereken kurallar düşüncesi vardır. İnsanlara uyma talebinde bulunmak anlamında kullanılır. Normatif Ahlak Anlayışında uyulması gereken kurallar vardır. Normatif ahlak anlayışında hırsızlık kötü olarak nitelendirilir. Hırsızlık yapma diye kural konulur. Eğer hırsızlık yapılırsa kötüye yönelmiş olunur yapmaz ise iyiye yönelmiş olur. Dolayısıyla normatif ahlak anlayışında ahlak kuralları, doğru ve iyiye yönelmiş eylemi talep eden kurallardır.

 

İki tür akıl: Pratik ve Teorik

Filozoflar öteden beri, insan aklının iki yönünü birbirinden ayırmıştır. Bunların birincisi teorik akıl olarak isimlendirilir ve nesne ve olguları seyretmeye, karşılaştırmaya ve bağlantılandırmaya karşılık gelir. Teorik akıl, nesneler ve olgular üzerine düşünür. Neye inanılması gerektiğine karar verir. Pratik akıl ise ne yapılmasına karar verir. Pratik akıl, amaçlar ve hedefler koyar, projeler üretir, bu amaç ve hedeflere nasıl ulaşılacağını belirler. Pratik akıl eylemleri yönlendirir. Kısacası teorik akıl: Aklın, nesne ve olgular hakkında neye inanılması gerektiğiyle ilgili yapılan düşünmeyi gerçekleştiren yönü. Pratik akıl ise aklın eylemle ilgili düşünmeyi gerçekleştiren, ne yapması gerektiğine karar veren yönüdür.


Peki, ahlak kurallarının kaynağı nedir? Bu kuralları kim koydu? Yoksa bu kuralları hep var mıydı? Öncelikle ahlakın doğadan ve olgundan kaynaklanmadığını söyleyebiliriz. Bal yapabilmek için tüm çiçeklerden polen çalan arı ahlaksız değildir. Eğer insanın değerlendirme özelliği,yani ahlaki yönü ve boyutu olmasaydı,bir insanın bugün vahşet kabul ettiğimiz herhangi bir eyleminin vahşet olduğunu söyleme imkanı olmayacaktı. Dolayısıyla ahlak insanın ürünüdür ve insana bağlıdır. İnsan ilk olarak ahlaka çocukluk yıllarında tanışır. Ailesi veya yakın çevresi tarafından doğru ve yanlış ona öğretilenler tarafından öğretilir. Bu doğru veya yanlış kişinin ailesine yakın çevresine bulunduğu ortama ve topluma göre değişebilir. Sokakta büyüyen bir çocuk ile aile ortamında büyüyen bir çocuğun doğruları ve yanlışları farklı olacaktır. Bu sebepten dolayıdır ki ahlak anlayışları da farklı olacaktır.

Doğduktan sonra bulunduğumuz ortama göre ahlak kurallarıyla karşı karşıya geliriz. Bazılarımız bu ahlak kurallarını ilerleyen yaşlarda kendi içinde sorgulayarak kabul ederken bazıları ise sorgulama yapmaksızın kabul etmektedir. Hiç kabul etmeyenlerde tabi ki olacaktır.

Ahlaki yargıları insan kendi oluşturmadan önce toplumdan öğrenir. Daha sonra sorgular. Arzu ederse kendi içinde değerlendirip sentezleyerek ortaya kendi ahlak yargılarını koyabilir.

 

Ahlak ve Etik aynı şey midir?

Etik sözcüğü ile ahlak genellikle birbirinin yerine kullanılır veya yan yana sıralanır. Peki, nedir etik? Kökeni yunanca olan ethos kelimesinden gelir. Alışkanlık, töre gelenek ve görenek anlamında kullanılır. Bazı kitaplarda ortaya konulmuş süregelen kurallar olarak da tanımlanır. Etik, ahlakı konu edinen bir derin düşünme faaliyetidir. Etik düşünme, sadece filozoflara ait değildir. Ne yapmalıyım? Sorusu sorulduğunda herkes etik düşünür. Genel olarak baktığımızda etik ile ahlak birbiriyle eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Ahlak sözcüğüne eş anlamlı olarak kullanılan sadece etik sözcüğü değildir. Huy, seciye, tabiat, fıtrat, yaratılış, hulk kelimeleri de ahlak anlamına gelir.

Ahlakın dili nasıldır?

Ahlakın dili olguları ve nesneleri betimlerken kullandığımız dilden farklıdır. Ahlakın dili, diğer normatif sistemlerin dili gibi yasaklar izin verir veya buyurur. “Çalmamalısın” der.  Ahlaki sorumluluk tam da burada devreye giriyor. Kural önceden kişiye bildiriliyor. “Çalmamalısın” Fakat kişi bu kuralı dinlemez ve çalar ise ahlaksız olarak nitelendiriliyor. Yani kişi iradesi ile sorumluluğu üstüne alıyor. Ahlak kişiye seçenekler sunuyor. İyi veya kötü. Kişi birini seçiyor ve seçtiği seçeneğin sorumluluğunu üstüne alıyor.

Ahlak ile ilgili bazı görüşler var. Şimdi birazda onlara bakalım. İnsan eylemlerinin, aynen doğa olaylarındaki gibi doğal süreçlerle belirlendiği savunan görüşe belirlenimcilik denir. Bu görüş insan eylemlerini doğa olayları ile açıklar. İnsan eylemleri insanın etrafındaki olaylara, sinirler ve beyindeki fizyolojik yapısı çerçevesindeki tepkilerden ibarettir. Bir diğer görüş ise öznelciliktir. Ahlaki yargıların kişilerin duygularına bağlı olduğu, salt o kişiye ait olması nedeniyle doğru veya yanlış olmayacağını söyleyen görüş. Evrenselcilik ise bazı ahlaki yargıların herkes için geçerli olduğunu savunan görüş.

Özetlersek Ahlak, insan eylemlerinin doğru ve yanlış gibi değer ölçüleriyle ifade edilmesini mümkün kılan yargı, tutum, davranış, ilke ve kurallardır. Etik ise, ahlakı konu edinen derin düşünme faaliyetleridir. Ahlak insan eylemlerini konu alır. İnsan eylemlerinin iyiye yönelmek için uyması gereken kuralları ortaya koyar. Ahlak zorunlu olarak özgürlük düşüncesini içerir. Özgürlük ahlakın koşuludur. Ahlak bir yandan bireyin eylemlerinde ortaya çıkar ve bireyin istemesine bağlıdır. Ancak diğer yandan sürekli toplumsal bir temele dayanır. Ahlak düşüncesi ve yapısı, doğumla katıldığımız toplumda hazır olarak vardır. Ahlak, pratik aklın ürünüdür. Pratik akıl, neye inanılması gerektiğine karar veren teorik aklın aksine, hangi eylemde bulunulması gerektiğine karar verir. Pratik akıl, değer yargıları üretir ve hedefler belirler.

Ahlak, kurallar koyduğundan, insanları sorumlu kılar. Ahlaki sorumluluk, özgür olduğu kabul edilmeden anlamsızdır. Ancak irade özgürlüğü, çözümü kolay olmayan bir sorundur. Bir yandan insanın seçim yapmakta özgür olduğunu savunan irade özgürlüğü taraftarları, diğer yanda da insan eylemlerinin de doğa olayları gibi doğal nedenlerle belirlendiğini söyleyen belirlenimciler vardır. İnsanın özgür olduğu düşüncesi bazen öznelcilik denen, her insanın kendine has ahlaki doğrular yaratma kapasitesinde olduğunu söyleyen bir görüşün gerekçesi olabilir. Ancak ahlaki yargılar, daima herkese yönelmiş taleplerdir. Evrensellik adı altında sunulan herkese yönelmişlik düşüncesi, kültürel görelilik iddiasıyla eleştirilir. Ahlakın kültür ürünü olduğunu, dolayısıyla her kültürün kendi kendi doğrusunu ürettiği iddiasıyla ortaya çıkan kültürel görelilikçilik, nihayetinde tek tek kişilerin ahlakını toplumun ahlakı karşısında savunmasız bırakır. Etiğin çözmesi gereken en önemli bir sorunu, iyiye yönelmişlik sorunudur. Felsefe tarihi pek çok iyi tanımı yapmıştır. Bedensel hazlar, entelektüel hazlar, mutluluk gibi en yüksek iyi iddiaları yanında evrensel bir ahlak yasasını istemenin iyi olduğunu da bu çerçevede ortaya konan görüşlerdendir.

 

 

TEOMAN ALİ GÜNEŞ

 

 

 

 

DİPNOT

Makalenin yazımında  farklı kaynaktan yararlanılmıştır.
Adalet Meslek Etiği/ Yrd.Doç.Dr.Elif Uzun



Güncel Deneme
Ahlak üzerine düşünceler...
Orhan Veli KANIK
ALENGİRLİ ŞİİR!
İLK 6 AY ANNE SÜTÜ ŞART! UYUŞTURUCU DEĞİL!
"Biz sarhoş olduğumuzda üzüm daha yaratılmamıştı."
"Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir?"
"Eğer senden nefret edersem dünyada sevebileceğim kimse kalmaz."
"Hayatta asıl önemli olan; hala yaşıyorken, asla geç olmadığına inanmaktır."
"Bazen gözlerin kapalıyken, daha fazla şey görürsün."
 1